<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title>Murat Kekilli Resmi Fan Sitesi - Www.Kekilli.Biz - Tüm Forumlar</title>
		<link>http://www.kekilli.biz/forum/</link>
		<description>Murat Kekilli Resmi Fan Sitesi - Www.Kekilli.Biz - http://www.kekilli.biz/forum</description>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 11:05:47 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title>hiç dusundunuz mu?</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3166</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 09:46:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3166</guid>
			<description><![CDATA[Düsündünüz mü hayatinizda ki cam kiriklarini. Bir daha asla bir araya gelemiyecek olan cam parçaciklarini. Darmadagin ettikten sonra onlari toplayin bakalim simdi, tabi basarabilirseniz. 
Kirilan hiç bir parça gelmez ki bir daha yerine, birlesmez ki yeniden eskisi gibi. Bende simdi ariyorum dagilan parçalarimi. Biliyorum nafile ama belki de diyorum en azindan bir kaç parça denk gelir birbirine 

Kirmak kolay da, ardindan bir daha onlari biraraya getiremeyecegimizi tahmin etmek zor sanirim. Bir anda her sey bitebiliyor. Bir söz, bir hareket o kadar basit ki yikmaya her seyi. Yillanmis dostluklardan tutun da, hiç bitmiyecekmis gibi gözüken asklara kadar ne kaldiysa elimiz de bir bakiyosunuz hiç birisi yok iste. 

Hayat ögretmiyor mu bize; ya da biz mi anlamak istemiyoruz sabretmeyi. Bardagin dolmasini beklemeden küçük kuytular da büyük firtinalar kopariyoruz. Ve bir hamlede elimizin tersiyle itiyoruz onca sene emek verdigimiz yasanmisliklari ve bilemedigimiz yasanacaklari. Her iste vardir bir hayir deyip kolayca ardina mi saklaniyoruz yoksa yaptiklarimizin. Kirildikça, elimizde ki parçalar çogaldikça çikmazlarimiz artiyor. Bazen kapanan bir kapinin ardindan da yeni bir kapi açilamayabiliyor. 

Iste o yüzden; 
Ne kadar az cam parçacagi varsa yasaminiz da sanslisiniz demektir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Düsündünüz mü hayatinizda ki cam kiriklarini. Bir daha asla bir araya gelemiyecek olan cam parçaciklarini. Darmadagin ettikten sonra onlari toplayin bakalim simdi, tabi basarabilirseniz. 
Kirilan hiç bir parça gelmez ki bir daha yerine, birlesmez ki yeniden eskisi gibi. Bende simdi ariyorum dagilan parçalarimi. Biliyorum nafile ama belki de diyorum en azindan bir kaç parça denk gelir birbirine 

Kirmak kolay da, ardindan bir daha onlari biraraya getiremeyecegimizi tahmin etmek zor sanirim. Bir anda her sey bitebiliyor. Bir söz, bir hareket o kadar basit ki yikmaya her seyi. Yillanmis dostluklardan tutun da, hiç bitmiyecekmis gibi gözüken asklara kadar ne kaldiysa elimiz de bir bakiyosunuz hiç birisi yok iste. 

Hayat ögretmiyor mu bize; ya da biz mi anlamak istemiyoruz sabretmeyi. Bardagin dolmasini beklemeden küçük kuytular da büyük firtinalar kopariyoruz. Ve bir hamlede elimizin tersiyle itiyoruz onca sene emek verdigimiz yasanmisliklari ve bilemedigimiz yasanacaklari. Her iste vardir bir hayir deyip kolayca ardina mi saklaniyoruz yoksa yaptiklarimizin. Kirildikça, elimizde ki parçalar çogaldikça çikmazlarimiz artiyor. Bazen kapanan bir kapinin ardindan da yeni bir kapi açilamayabiliyor. 

Iste o yüzden; 
Ne kadar az cam parçacagi varsa yasaminiz da sanslisiniz demektir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Baglanmayacaksin...</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3164</link>
			<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 23:45:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3164</guid>
			<description><![CDATA[BAĞLANMAYACAKSIN 
  


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. 
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. 
Demeyeceksin işte. 
Yaşarsın çünkü. 
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. 
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. 

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, 
Senin onu sevdiğinden. 
Çok sevmezsen, çok acımazsın. 
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. 
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. 
Senin değillermiş gibi davranacaksın. 
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de 
korkmazsın. 
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. 
Çok eşyan olmayacak mesela evinde. 
Paldır küldür yürüyebileceksin. 
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, 
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. 
Gökyüzünü sahipleneceksin, 
Güneşi, ayı, yıldızları... 
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. 
"O benim." diyeceksin. 
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin... 
Mesela gökkuşağı senin olacak. 
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait 
olacaksın. 
Mesela turuncuya, yada pembeye. 
Ya da cennete ait olacaksın. 
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. 
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem 
de hep senin kalacakmış gibi hayat. 
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... 

CAN YUCEL ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BAĞLANMAYACAKSIN 
  


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. 
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. 
Demeyeceksin işte. 
Yaşarsın çünkü. 
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. 
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. 

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, 
Senin onu sevdiğinden. 
Çok sevmezsen, çok acımazsın. 
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. 
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. 
Senin değillermiş gibi davranacaksın. 
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de 
korkmazsın. 
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. 
Çok eşyan olmayacak mesela evinde. 
Paldır küldür yürüyebileceksin. 
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, 
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. 
Gökyüzünü sahipleneceksin, 
Güneşi, ayı, yıldızları... 
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. 
"O benim." diyeceksin. 
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin... 
Mesela gökkuşağı senin olacak. 
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait 
olacaksın. 
Mesela turuncuya, yada pembeye. 
Ya da cennete ait olacaksın. 
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. 
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem 
de hep senin kalacakmış gibi hayat. 
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... 

CAN YUCEL ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Çoook İlginç ;)</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3162</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 17:26:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3162</guid>
			<description><![CDATA[BİLİYORMUSUNUZ??? 
-Zürafalar yüzemez. 
-Yılanlar duyamaz. 
-Karıncalar uyuyamaz. 
-Kirpiler suda batmaz. 
-Kutup ayıları solaktır. 
-Sineklerin 5 tane gözü vardır. 
-Zürafanın ses telleri yoktur. 
-Yunuslar bir gözü açık uyurlar. 
-Develerin 3 tane kaşı vardır. 
-Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir. 
-Zürafanın dili 35 cm. kadardır. 
-Istakozların kanı mavi renktedir. 
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. 
-Fil zıplayamayan tek memelidir. 
-Sığırların 4 tane midesi vardır. 
-Kangurular geri-geri yürüyemezler. 
-Kediler şeker tadını ayırt edemezler. 
-Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler. 
-Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir. 
-Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.  
-Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur. 
-2600 kadar kurbağa cinsi var. 
-Yetişkin bir ayı at kadar hızlı koşabilir. 
-Sadece domuzlar güneşten yanabilir. 
-Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır. 
-Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.    
 -Hayvanların en büyüğü mavi balinadır. (uzunluğu 33 m., ağırlığı 190 t.) 
-Sadece dişi sivrisinekler ısırır. 
-Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. 
-Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir. 
-Bir insanın su ve yemek olmadan yaşayabildiği en uzun süre 18 gündür. 
-Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir. 
-Çekirgenin kulağı dizindedir.
(devamı gelecek:):):)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BİLİYORMUSUNUZ??? 
-Zürafalar yüzemez. 
-Yılanlar duyamaz. 
-Karıncalar uyuyamaz. 
-Kirpiler suda batmaz. 
-Kutup ayıları solaktır. 
-Sineklerin 5 tane gözü vardır. 
-Zürafanın ses telleri yoktur. 
-Yunuslar bir gözü açık uyurlar. 
-Develerin 3 tane kaşı vardır. 
-Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir. 
-Zürafanın dili 35 cm. kadardır. 
-Istakozların kanı mavi renktedir. 
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. 
-Fil zıplayamayan tek memelidir. 
-Sığırların 4 tane midesi vardır. 
-Kangurular geri-geri yürüyemezler. 
-Kediler şeker tadını ayırt edemezler. 
-Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler. 
-Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir. 
-Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.  
-Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur. 
-2600 kadar kurbağa cinsi var. 
-Yetişkin bir ayı at kadar hızlı koşabilir. 
-Sadece domuzlar güneşten yanabilir. 
-Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır. 
-Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.    
 -Hayvanların en büyüğü mavi balinadır. (uzunluğu 33 m., ağırlığı 190 t.) 
-Sadece dişi sivrisinekler ısırır. 
-Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. 
-Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir. 
-Bir insanın su ve yemek olmadan yaşayabildiği en uzun süre 18 gündür. 
-Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir. 
-Çekirgenin kulağı dizindedir.
(devamı gelecek:):):)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>nerde o eski kekilliciler</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3159</link>
			<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 11:11:28 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3159</guid>
			<description><![CDATA[arkadaşlar nerdesiniz nerde o eski kekilli biz neden bomboş bu site kekilli biz bizim evimiz değilmiydi artık neden terkedilmiş virane malikaneler gibi duruyo biz (yada siz )değilmiydik mahmut kekilli biz kapanacak dediğinde nolur kapatma burası bizim evimiz diyen peki bu ev neden boş kimsenin de benim kadar mazereti olacağını sanmıyorum ben kıbrıstan girebiliyosam siteye siz evinizden girmeniz lazım normalde benim her hafta çarşıya çıkmam yasak 2 haftada 1 ama yemin ediyorum kekilli biz için çıkıyorum çarşıya çünkü ben çok dost kazandım burda fatih olsada anlatsa eskiden bir aileydik ama biz asker olunca aile dağılmış gibi


LÜTFEN  bu gidişata son verin KEKİLLİ BİZ yanlız kalmasın 






..............................avara................................]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arkadaşlar nerdesiniz nerde o eski kekilli biz neden bomboş bu site kekilli biz bizim evimiz değilmiydi artık neden terkedilmiş virane malikaneler gibi duruyo biz (yada siz )değilmiydik mahmut kekilli biz kapanacak dediğinde nolur kapatma burası bizim evimiz diyen peki bu ev neden boş kimsenin de benim kadar mazereti olacağını sanmıyorum ben kıbrıstan girebiliyosam siteye siz evinizden girmeniz lazım normalde benim her hafta çarşıya çıkmam yasak 2 haftada 1 ama yemin ediyorum kekilli biz için çıkıyorum çarşıya çünkü ben çok dost kazandım burda fatih olsada anlatsa eskiden bir aileydik ama biz asker olunca aile dağılmış gibi


LÜTFEN  bu gidişata son verin KEKİLLİ BİZ yanlız kalmasın 






..............................avara................................]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>dost bildiklerinize bir bakın;)</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3158</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 21:08:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3158</guid>
			<description><![CDATA[İKİ SAMİMİ DOST

Çok samimi iki dost ve arkadaslardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kirmaz ve elindeki bütün parayi arkadasina verir.
Arkadasi bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister.
Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez. Fakat aralarinda o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir.Zaman içinde Saf olanin isleri bozulur 
ve birden arkadasi aklina gelir...(ben ona sıkıstıgında iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin is yerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister.
Arkadasi ona is vermez. 
Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz.
Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir Fakir oldugu için ilaç alamadagini söyler.Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir.
Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar Yasli adam çok zengindir ve bütün mirasini kendisine birakmistir. Saf adam artik zengindir. 
Biraz da sevdigi dostuna olankirginligiyla dostunun is yerinin karsisinda bir ev alir ve oraya yerlesir. 
Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar. 
Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister.
Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur,Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina ; 
Kendisinin de yanliz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder. 
Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil ulaşacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler. 
Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler. Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir. 
Bizimkisi kirgin oldugu halde çok samimi dostunu yinede unutamamistir ... 
Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan samimi arkadasina da davetiye gönderir 
Dügün günü gelir çatar . 
Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrafonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya ;
Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi . Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayi verdim. Evlenmek üzere oldugum nisanlimi çok begendigini söyleyerek benden istedi.
Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.
Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalismak için kendisinden is istedim. Bana is vermedi.
Çok üzüldüm, ama yinede arkadasima kizmiyorum Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrafonu
eline alir ve baslar konusmaya; 
Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi. Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, bütün parasini bana verdi. Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek 
nisanlisini da verdi . 
Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi . 
....... Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim. 
Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi, 
Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim 
Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi. 
Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim. 
Evine gelen dilenci kadin benim annemdi 
Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim. 
Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim. 
Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim 
Herşey senin içindi...
İnsan dostu için yaptıklarını mecbur kalmadıkça açıklamaz.. 
Tüm yakınlık duyduklarınıza birde bu gözle bakın...
Siz farketmeden sizin için kim bilir neler yaptılar
;);););););););)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İKİ SAMİMİ DOST

Çok samimi iki dost ve arkadaslardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.
Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kirmaz ve elindeki bütün parayi arkadasina verir.
Arkadasi bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister.
Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez. Fakat aralarinda o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir.Zaman içinde Saf olanin isleri bozulur 
ve birden arkadasi aklina gelir...(ben ona sıkıstıgında iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin is yerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister.
Arkadasi ona is vermez. 
Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz.
Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir Fakir oldugu için ilaç alamadagini söyler.Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir.
Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar Yasli adam çok zengindir ve bütün mirasini kendisine birakmistir. Saf adam artik zengindir. 
Biraz da sevdigi dostuna olankirginligiyla dostunun is yerinin karsisinda bir ev alir ve oraya yerlesir. 
Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar. 
Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister.
Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur,Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina ; 
Kendisinin de yanliz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder. 
Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil ulaşacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler. 
Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler. Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir. 
Bizimkisi kirgin oldugu halde çok samimi dostunu yinede unutamamistir ... 
Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan samimi arkadasina da davetiye gönderir 
Dügün günü gelir çatar . 
Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrafonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya ;
Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi . Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayi verdim. Evlenmek üzere oldugum nisanlimi çok begendigini söyleyerek benden istedi.
Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.
Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalismak için kendisinden is istedim. Bana is vermedi.
Çok üzüldüm, ama yinede arkadasima kizmiyorum Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrafonu
eline alir ve baslar konusmaya; 
Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi. Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, bütün parasini bana verdi. Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek 
nisanlisini da verdi . 
Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi . 
....... Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim. 
Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi, 
Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim 
Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi. 
Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim. 
Evine gelen dilenci kadin benim annemdi 
Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim. 
Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim. 
Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim 
Herşey senin içindi...
İnsan dostu için yaptıklarını mecbur kalmadıkça açıklamaz.. 
Tüm yakınlık duyduklarınıza birde bu gözle bakın...
Siz farketmeden sizin için kim bilir neler yaptılar
;);););););););)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>En İlginç olaylar?</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3157</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 00:13:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3157</guid>
			<description><![CDATA[Son Zamanlarda Başınızdan Geçen En İlginç olaylar?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Son Zamanlarda Başınızdan Geçen En İlginç olaylar?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>çocuk soruları</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3156</link>
			<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 16:11:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3156</guid>
			<description><![CDATA[- Anne bu ne ? 
- Buzdolabi yavrum . 
- Neden ? 


- Anne baliklar su icer mi ? 


-Eniste bu ne? 
-Cakmak 
(1 dakka sonra) 
-Eniste bu ne? 
-Cakmak 
... 
-Eniste bu ne? 
-Cakmak bahadir 
... 
-Eniste bu ne? 
-Gazoz kapagi 
-Olur mu o cakmak! 


Baliklar terler mi ? 


Anne ben kurt olsam ablam da ormanda kuzu olsa 
o zaman benden korkar mi? 


-Oglum cik yukari babaannenden biraz yeni bahar iste.. 
(kardes kucuktur daha 4 yas civari, merdivenlerin yarisinda doner ve..) 
-Anne yeni bahar yoksa eski bahar istiyim mi? 
-(Anne gulumser) Oglum eski bahar diye birsey yok sadece yeni bahar vardir 
-Niye ama anne, yeni bahar varsa eski bahar da vardir hem olmasaydi niye yeni bahar desinler ki? 
-Oyle demisler iste oglum, o bir baharat 
-Nasil yani? Simdi gercekten eski bahar yok mu? Niye yok? 
-(Anne delirme noktasina varmak uzereyken) Murattt cik yukari babaannenden yeni bahar al da gel hemen! ciyakkkk 



- Pirincin uzerinde neden cizgi var? 



-Kedi mamasi yesem kedi olur muyum anne? 
-Olmazsin kizim. 
-Peki kedi benim yemegimi yerse insan olur mu anne? 



Anne, devlet ne zaman bana da imza vericek? 
Ne zaman benim de imzam olucak? 



-Baba, yeni aldigin ayakkabilarim ne renk? 
-Kahverengi yavrum. 
-Peki baba, kahve ne renk? 
-....?! 


-Bunu kirayim mi? 
-Hayir. 
-Bunu kirayim mi? 
-Hayir. 
-Bunu kiriyim mi? 
-Hayir. 
....... 
-Bunu kirayim mi? 
-Kir Allah'in cezasi kir. 
-Neden? 



-Teyze bu ne? 
-Ucak 
-O ucak degil bi kere, helikopter! 


Hamile bi kadina: 
Sen cocugunu niye yedin? 


-Anne ben babami mi daha cok seviyorum seni mi ? 


-Anneee, bu kedinin kuyrugu niye uzamiyo? 
-Ne?! 
-Cekiyorum ama niye uzamiyo? 



-Baba 
-Efendim kizim (Geliyor du bakalim) 
-Aksam olunca biz uyuyoruz ya 
-Eee? 
-Sabah kalkacagimizi nerden biliyoruz? 
-!!? 



-Anne ne zaman olacak bu yemek? 
-Ha deyince olmuyor. 
-O zaman ne deyince oluyosa onu deki olsun 


-Bizim kasimizi gozumuzu kim yapti? 
-Allah yapti. 
-Neden? 



-Topekli tacimi gordun mu? 
-Cik. kayip mi ettin? 
-Yook topekli, gordun mu? 
-Ha evet guzelmis. 
-Gordun mu?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[- Anne bu ne ? 
- Buzdolabi yavrum . 
- Neden ? 


- Anne baliklar su icer mi ? 


-Eniste bu ne? 
-Cakmak 
(1 dakka sonra) 
-Eniste bu ne? 
-Cakmak 
... 
-Eniste bu ne? 
-Cakmak bahadir 
... 
-Eniste bu ne? 
-Gazoz kapagi 
-Olur mu o cakmak! 


Baliklar terler mi ? 


Anne ben kurt olsam ablam da ormanda kuzu olsa 
o zaman benden korkar mi? 


-Oglum cik yukari babaannenden biraz yeni bahar iste.. 
(kardes kucuktur daha 4 yas civari, merdivenlerin yarisinda doner ve..) 
-Anne yeni bahar yoksa eski bahar istiyim mi? 
-(Anne gulumser) Oglum eski bahar diye birsey yok sadece yeni bahar vardir 
-Niye ama anne, yeni bahar varsa eski bahar da vardir hem olmasaydi niye yeni bahar desinler ki? 
-Oyle demisler iste oglum, o bir baharat 
-Nasil yani? Simdi gercekten eski bahar yok mu? Niye yok? 
-(Anne delirme noktasina varmak uzereyken) Murattt cik yukari babaannenden yeni bahar al da gel hemen! ciyakkkk 



- Pirincin uzerinde neden cizgi var? 



-Kedi mamasi yesem kedi olur muyum anne? 
-Olmazsin kizim. 
-Peki kedi benim yemegimi yerse insan olur mu anne? 



Anne, devlet ne zaman bana da imza vericek? 
Ne zaman benim de imzam olucak? 



-Baba, yeni aldigin ayakkabilarim ne renk? 
-Kahverengi yavrum. 
-Peki baba, kahve ne renk? 
-....?! 


-Bunu kirayim mi? 
-Hayir. 
-Bunu kirayim mi? 
-Hayir. 
-Bunu kiriyim mi? 
-Hayir. 
....... 
-Bunu kirayim mi? 
-Kir Allah'in cezasi kir. 
-Neden? 



-Teyze bu ne? 
-Ucak 
-O ucak degil bi kere, helikopter! 


Hamile bi kadina: 
Sen cocugunu niye yedin? 


-Anne ben babami mi daha cok seviyorum seni mi ? 


-Anneee, bu kedinin kuyrugu niye uzamiyo? 
-Ne?! 
-Cekiyorum ama niye uzamiyo? 



-Baba 
-Efendim kizim (Geliyor du bakalim) 
-Aksam olunca biz uyuyoruz ya 
-Eee? 
-Sabah kalkacagimizi nerden biliyoruz? 
-!!? 



-Anne ne zaman olacak bu yemek? 
-Ha deyince olmuyor. 
-O zaman ne deyince oluyosa onu deki olsun 


-Bizim kasimizi gozumuzu kim yapti? 
-Allah yapti. 
-Neden? 



-Topekli tacimi gordun mu? 
-Cik. kayip mi ettin? 
-Yook topekli, gordun mu? 
-Ha evet guzelmis. 
-Gordun mu?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Murat Kekilli Çile Bülbülüm</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3150</link>
			<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 18:02:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3150</guid>
			<description><![CDATA[HOLLANDA KONSERINDEN  KISA BI KLIP 
CILE BÜLBÜLÜM

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[HOLLANDA KONSERINDEN  KISA BI KLIP 
CILE BÜLBÜLÜM

]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>bırıne kızmadan once mutlaka okuyun!!!</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3149</link>
			<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 11:11:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3149</guid>
			<description><![CDATA[Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki 
oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun 
kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve 
çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu 
hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini 
kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki 
elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp 
gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir 
ifadeyle, "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm." 
demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklarım ne zaman 
yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş... 

Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını 
işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine karşı 
sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar 
onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman 
onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. 
İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden 
yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki 
oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun 
kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve 
çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu 
hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini 
kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki 
elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp 
gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir 
ifadeyle, "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm." 
demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklarım ne zaman 
yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş... 

Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını 
işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine karşı 
sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar 
onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman 
onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. 
İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden 
yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>kilis konserinden resimlerimiz</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3147</link>
			<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:05:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3147</guid>
			<description><![CDATA[













inş beyenmişsinizdir arkadaşlar 





]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[













inş beyenmişsinizdir arkadaşlar 





]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Kilis'te Murat Kekilli ruzgari</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3140</link>
			<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 08:48:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3140</guid>
			<description><![CDATA[


Kekilli Kilis'lileri coşturduKİLİS - Kilis'te konser veren ünlü şarkıcı Murat Kekilli, birbirinden güzel şarkılarıyla sevenlerini coşturdu.
Kilis Kapalı Spor Salonu'nda Türk Telekom Kilis Başmüdürlüğü'nün ana sponsorluğunu üstlendiği Kilis 7 Aralık Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği konserde sahne alan ünlü sanatçı Murat Kekilli, sağanak yağmur olmasına karşın konsere gelen hayranlarına teşekkür etti. Murat Kekilli, birbirinden güzel şarkılarını söyleyerek geceye renk katarken, ilginç anılarını sevenleriyle paylaştı. Kekilli, 1 yıl önce ölen arkadaşının kendisine getirdiği "Seni sevdim ama bunu bir sana söylemedim" isimli şiirini bestelediğini dikkat çekerek, "1994 yılında arkadaşım Mustafa, Çukurova Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü'nde okuyordu. Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde okuyan bir kıza aşık oldu. Ancak 6 yıl boyunca kıza aşkını itiraf edemedi. Kız nereye gitse Mustafa peşinden gidiyor. Kütüphaneye gidiyor, Mustafa peşinden gidiyor. Otobüse biniyor, Mustafa yanında, üniversite herkes kızı Mustafa'nın sevdiğini aşık olduğunu biliyor. Bir tek kız bilmiyor. Sonra kız okuldan ayrıldı. Kızın izini kaybetti. Mustafa aşık olduğu kıza benzeyen bir kızla evlendi. Bana aşkını anlatan bir şiir yazdı. Kendisi bir yıl önce vefat etti. Şimdi ben her konserimde bu şarkıyı söyleyip Mustafa'nın aşık olduğu kıza ulaşmaya çalışıyorum. Eğer onu bulursam Mustafa'nın mezarına götüreceğim, böylece Mustafa sana sevdiğin kızı getirdim diyeceğim" şeklinde konuştu.
Kekilli, yeni CD yapmayacağını belirterek, hayranlarından şarkılarını telefonlarına ya da hafızalarına kaydetmelerini istedi. Konser sonunda 
Murat Kekilli'nin hayranları fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[


Kekilli Kilis'lileri coşturduKİLİS - Kilis'te konser veren ünlü şarkıcı Murat Kekilli, birbirinden güzel şarkılarıyla sevenlerini coşturdu.
Kilis Kapalı Spor Salonu'nda Türk Telekom Kilis Başmüdürlüğü'nün ana sponsorluğunu üstlendiği Kilis 7 Aralık Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği konserde sahne alan ünlü sanatçı Murat Kekilli, sağanak yağmur olmasına karşın konsere gelen hayranlarına teşekkür etti. Murat Kekilli, birbirinden güzel şarkılarını söyleyerek geceye renk katarken, ilginç anılarını sevenleriyle paylaştı. Kekilli, 1 yıl önce ölen arkadaşının kendisine getirdiği "Seni sevdim ama bunu bir sana söylemedim" isimli şiirini bestelediğini dikkat çekerek, "1994 yılında arkadaşım Mustafa, Çukurova Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü'nde okuyordu. Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde okuyan bir kıza aşık oldu. Ancak 6 yıl boyunca kıza aşkını itiraf edemedi. Kız nereye gitse Mustafa peşinden gidiyor. Kütüphaneye gidiyor, Mustafa peşinden gidiyor. Otobüse biniyor, Mustafa yanında, üniversite herkes kızı Mustafa'nın sevdiğini aşık olduğunu biliyor. Bir tek kız bilmiyor. Sonra kız okuldan ayrıldı. Kızın izini kaybetti. Mustafa aşık olduğu kıza benzeyen bir kızla evlendi. Bana aşkını anlatan bir şiir yazdı. Kendisi bir yıl önce vefat etti. Şimdi ben her konserimde bu şarkıyı söyleyip Mustafa'nın aşık olduğu kıza ulaşmaya çalışıyorum. Eğer onu bulursam Mustafa'nın mezarına götüreceğim, böylece Mustafa sana sevdiğin kızı getirdim diyeceğim" şeklinde konuştu.
Kekilli, yeni CD yapmayacağını belirterek, hayranlarından şarkılarını telefonlarına ya da hafızalarına kaydetmelerini istedi. Konser sonunda 
Murat Kekilli'nin hayranları fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarıştı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>sen'deyım!!!</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3138</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 16:23:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3138</guid>
			<description><![CDATA[gururumun duygularıma
yenık dustugu
bıryerdeyım yıne...
SENDEYIM...
gercı ne zaman gıtmıstımkı
SENDEN!!!
gıden SENDIN!!!
arkada kalan ben...
belkı hakettım...
belkı haketmedım...
bılemem!
ama sonuc bellıydı
YALNIZLIK...
urkek oldu sonra bu yurek
herseyden,herkseten,
korkar oldu...
korktukca kendını zırhladı
asileşti...
cunku derın bır yerde yarası vardı....
onun canını aylarca acıtan...
acıtacak olan...!!...

(made ın evıl (asu) )]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[gururumun duygularıma
yenık dustugu
bıryerdeyım yıne...
SENDEYIM...
gercı ne zaman gıtmıstımkı
SENDEN!!!
gıden SENDIN!!!
arkada kalan ben...
belkı hakettım...
belkı haketmedım...
bılemem!
ama sonuc bellıydı
YALNIZLIK...
urkek oldu sonra bu yurek
herseyden,herkseten,
korkar oldu...
korktukca kendını zırhladı
asileşti...
cunku derın bır yerde yarası vardı....
onun canını aylarca acıtan...
acıtacak olan...!!...

(made ın evıl (asu) )]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>konuları okumadan cevap yazan üyelere:D</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3137</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 22:29:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3137</guid>
			<description><![CDATA[Konu: 2009 dünyaya meteor çarpacak!!!!
üye: eyv dostum emeğe saygı!!


KonuMilli takımımız arjantin'e yenildi
üye: süpersiniz çocuklar, böyle devam edin. Bu ülke sizinle gurur duyuyor

Konu: Kızgın çocuk annesini öldürdü!!!
üye: bizimle paylaştığın için teşekkür ederim. Böyle gençlere Türkiye'nin ihtiyacı var

Konu: İşte Son Sürüm Dj Programları Kesinlikle Deneyin(resimli)
üye: ooo Kardas harika resimler paylastigin icin saol


Konu: bilim adamımız bir ilke daha imza attı!nobel fizik ödülünü aldı
üye: yazık yaa

Konu: benzine,una ,şekere,mazota yine zam yapıldı
üye: oh ne güzel.ülkenin gidişatı iyi

Konu: arkadaşlar bu programın crackı lazım
üye: banada lazım.napıcaz

Konu: Fareyi ayaklar altına alma zamanı
Üye: Güzel paylasim bizim evdeki kedi de acayip fare yakaliyo...

Konu: YSK'nın İnternet Sitesi Çöktü.!!
Üye: yazik yaaa ölen varmi acaba..

Konu: İnternette En Ucuz Ülkeler
Üye: oleyyy internet ucuzluyor yani

Konu: Java oyunlar
Üye: abi bu japon oyunlari harika oluyo paylasim icin tesekkürler..

Konu: Sigarayı bırakmanın 20 yolu
Üye: abi bunlar harika yollar ellerine saglik

Konu: Derimiz neden yaşlanır
Üye: yaa gardas benim dedem de cok yasli ölürse cok üzülürüm..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Konu: 2009 dünyaya meteor çarpacak!!!!
üye: eyv dostum emeğe saygı!!


KonuMilli takımımız arjantin'e yenildi
üye: süpersiniz çocuklar, böyle devam edin. Bu ülke sizinle gurur duyuyor

Konu: Kızgın çocuk annesini öldürdü!!!
üye: bizimle paylaştığın için teşekkür ederim. Böyle gençlere Türkiye'nin ihtiyacı var

Konu: İşte Son Sürüm Dj Programları Kesinlikle Deneyin(resimli)
üye: ooo Kardas harika resimler paylastigin icin saol


Konu: bilim adamımız bir ilke daha imza attı!nobel fizik ödülünü aldı
üye: yazık yaa

Konu: benzine,una ,şekere,mazota yine zam yapıldı
üye: oh ne güzel.ülkenin gidişatı iyi

Konu: arkadaşlar bu programın crackı lazım
üye: banada lazım.napıcaz

Konu: Fareyi ayaklar altına alma zamanı
Üye: Güzel paylasim bizim evdeki kedi de acayip fare yakaliyo...

Konu: YSK'nın İnternet Sitesi Çöktü.!!
Üye: yazik yaaa ölen varmi acaba..

Konu: İnternette En Ucuz Ülkeler
Üye: oleyyy internet ucuzluyor yani

Konu: Java oyunlar
Üye: abi bu japon oyunlari harika oluyo paylasim icin tesekkürler..

Konu: Sigarayı bırakmanın 20 yolu
Üye: abi bunlar harika yollar ellerine saglik

Konu: Derimiz neden yaşlanır
Üye: yaa gardas benim dedem de cok yasli ölürse cok üzülürüm..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>hadi kendi rengini ve yaşam tarzını seç;)</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3134</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 20:00:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3134</guid>
			<description><![CDATA[Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı? 

KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. 
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır. 

YEŞİL : Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır. 

SİYAH : Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi. 

MAVİ : Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. 

LACİVERT : Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. 

MOR : Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir. 

PEMBE : Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir. 

SARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür. 

BEYAZ: Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler... 

KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.&#8217;de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı? 

KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. 
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır. 

YEŞİL : Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır. 

SİYAH : Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi. 

MAVİ : Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. 

LACİVERT : Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. 

MOR : Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir. 

PEMBE : Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir. 

SARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür. 

BEYAZ: Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler... 

KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.&#8217;de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>ve ben sustum hayata...</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3131</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 10:50:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3131</guid>
			<description><![CDATA[Ve ben sustum hayata 
Konuştukça susmaktan kaçamadım. 
Vurdum suskunluğa duygularımı, 
Yıllarca içimde çoğalanlarımı, 
Vurdum bır başka canda suskunluğa 
Yine coştum, bağıracakken, sustum.. 

Bılmem kaç kilometre haykırmak gerek anlaşmak için, 
Bilmem kaç kilometre yürüsem görbilecektim,mutluluğu.. 
Vurdum bir başka canda suskunluğa 
Yine koşacakken durdum, sustum.. 

Şimdi başladığım yerdeyim, 
Aynı yerde,bekleyişteyim. 
Hayat giderken yanımdan baktım 
İşte ben yine sustum.. 
Derman gelmedi ayaklarıma 
Bakakaldım yaşama 
Geçti yanımdan tutacakken 
Hızını ömrüme katacakken 
Elimi yüreğime koydum 
Karşıma geçip durdum 
olmadı; ben yine sustum..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ve ben sustum hayata 
Konuştukça susmaktan kaçamadım. 
Vurdum suskunluğa duygularımı, 
Yıllarca içimde çoğalanlarımı, 
Vurdum bır başka canda suskunluğa 
Yine coştum, bağıracakken, sustum.. 

Bılmem kaç kilometre haykırmak gerek anlaşmak için, 
Bilmem kaç kilometre yürüsem görbilecektim,mutluluğu.. 
Vurdum bir başka canda suskunluğa 
Yine koşacakken durdum, sustum.. 

Şimdi başladığım yerdeyim, 
Aynı yerde,bekleyişteyim. 
Hayat giderken yanımdan baktım 
İşte ben yine sustum.. 
Derman gelmedi ayaklarıma 
Bakakaldım yaşama 
Geçti yanımdan tutacakken 
Hızını ömrüme katacakken 
Elimi yüreğime koydum 
Karşıma geçip durdum 
olmadı; ben yine sustum..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>ünlülere kekilli.biz' i sorduk:D</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3121</link>
			<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 18:00:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3121</guid>
			<description><![CDATA[

Urfa&#8217;da kekilli.biz vardı da biz mi üye olmadık..Tüm forumcuları çok seviyorum...gizliden gizliye takılıyorum ama siyaset bana göre değil,her yazdığımı siliyorum





Burdan bütün KEKİLLİ.BİZ üyelerine sevgi ve saygılarımı gönderiyorum iyi aksamlar yorumlacılar her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız







kekilli.biz de yeni konular tüm hızıyla devam ediyor..!! Yeni gelişmeler Parmaktan sonra. ...






Neremi, neremi, Haydi beni dansa kaldir.Bu muhtesem sarkilarimla kekilli biz e renk katacagim, ayol iyiki varsin kekilli.biz





Bak Buket burasi kekilli.biz artik burda emniyette olacaz annemi de alip getirecem buraya mutlu olacaz göreceksin aglama artik buket kekilli.biz  var artik bize sahip cikacaklar




Artik bende bundan sonra kekilli.biz in spor bölümlerinde yayin yapacagim.hakancım su son acilan konuyu geri al ,geri al bak iste orda konu basligina faul yapilmis ama admin arkadasimiz görmemis.





Ben Saadettin Teksoy!Bundan sonra bende sizlerleyim! sirlara karismis konulari gün isigina cikartacagim Sakin kekilli.biz den ayrilmayin....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

Urfa&#8217;da kekilli.biz vardı da biz mi üye olmadık..Tüm forumcuları çok seviyorum...gizliden gizliye takılıyorum ama siyaset bana göre değil,her yazdığımı siliyorum





Burdan bütün KEKİLLİ.BİZ üyelerine sevgi ve saygılarımı gönderiyorum iyi aksamlar yorumlacılar her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız







kekilli.biz de yeni konular tüm hızıyla devam ediyor..!! Yeni gelişmeler Parmaktan sonra. ...






Neremi, neremi, Haydi beni dansa kaldir.Bu muhtesem sarkilarimla kekilli biz e renk katacagim, ayol iyiki varsin kekilli.biz





Bak Buket burasi kekilli.biz artik burda emniyette olacaz annemi de alip getirecem buraya mutlu olacaz göreceksin aglama artik buket kekilli.biz  var artik bize sahip cikacaklar




Artik bende bundan sonra kekilli.biz in spor bölümlerinde yayin yapacagim.hakancım su son acilan konuyu geri al ,geri al bak iste orda konu basligina faul yapilmis ama admin arkadasimiz görmemis.





Ben Saadettin Teksoy!Bundan sonra bende sizlerleyim! sirlara karismis konulari gün isigina cikartacagim Sakin kekilli.biz den ayrilmayin....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Kilis Universitesi Murat Kekilli konseri</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3119</link>
			<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 14:30:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3119</guid>
			<description><![CDATA[KILIS KONSERIIIII

YER : Kilis universitesi

TARIH : 22.11.2008

SAAT : 20.00 (Murat abi saat 8 gibi felan dedi o da tam emin soylemedi o yuzden yinede konser alaninda yerinizi erkenden alin :D)


SUPER KONSER GECMESI DILEGI ILE]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KILIS KONSERIIIII

YER : Kilis universitesi

TARIH : 22.11.2008

SAAT : 20.00 (Murat abi saat 8 gibi felan dedi o da tam emin soylemedi o yuzden yinede konser alaninda yerinizi erkenden alin :D)


SUPER KONSER GECMESI DILEGI ILE]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Ömer abi'ye Oy verin..</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3115</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 13:30:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3115</guid>
			<description><![CDATA[

bir zamanlar Kekilli'nin gitaristi olan Ömer cay abimize SHREDDER GİTAR YARIŞMASINI kazanması için oy verelim.. arkadaşlar şu anda 1. sırada :)))

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

bir zamanlar Kekilli'nin gitaristi olan Ömer cay abimize SHREDDER GİTAR YARIŞMASINI kazanması için oy verelim.. arkadaşlar şu anda 1. sırada :)))

]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Aloooo:)</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3113</link>
			<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 19:12:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3113</guid>
			<description><![CDATA[NEDEN HER AÇTIĞIMIZDA 'ALO' DERİZ?

Telefonu her açışımızda kullandığımız 'alo' sözcüğünün Allessandra Lolita Oswaldo isimli kişinin kısaltılmış adı olduğunu biliyor mudunuz?!
peki neden bir balkasının değil de Allessandra Lolita Oswaldo ismi?
telefonu icad eden Graham Bell, ilk hattı sevgilisinin evine çekti.Atölyesinde telefon çalınca arayanın AllessandraLolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz''allesandra Lolita Oswaldo''diyordu.Bell,zamanla sevgilisine,adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında ''Ale Lolos''diye karşıladı.Çalışmaları uzadıkça Bell,sevgilisinin adını dahada kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu:''ALO''Allesandra Lolita Oswaldo,geliştirilip,tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen svegilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla baş başa bırakp onu terk etti.yaşlı Bell,sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.Kentte çekilen telefon hatlarını sayısı da giderek artmaya başladı.Bell'i başka kişilerde arıyordu artık.Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonu ''ALO''diyerek açıyor ve herkes ''ALO'' diyordu.O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bel'in anısına saygı olarak''ALO'' demeye başladı.O günlerden beri hepimizin kıulladığı alo sözünün doğuşu bu olaydır.

araştırma(bendenize aittir):NAZLI YAVUZ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NEDEN HER AÇTIĞIMIZDA 'ALO' DERİZ?

Telefonu her açışımızda kullandığımız 'alo' sözcüğünün Allessandra Lolita Oswaldo isimli kişinin kısaltılmış adı olduğunu biliyor mudunuz?!
peki neden bir balkasının değil de Allessandra Lolita Oswaldo ismi?
telefonu icad eden Graham Bell, ilk hattı sevgilisinin evine çekti.Atölyesinde telefon çalınca arayanın AllessandraLolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz''allesandra Lolita Oswaldo''diyordu.Bell,zamanla sevgilisine,adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında ''Ale Lolos''diye karşıladı.Çalışmaları uzadıkça Bell,sevgilisinin adını dahada kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu:''ALO''Allesandra Lolita Oswaldo,geliştirilip,tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen svegilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla baş başa bırakp onu terk etti.yaşlı Bell,sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.Kentte çekilen telefon hatlarını sayısı da giderek artmaya başladı.Bell'i başka kişilerde arıyordu artık.Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonu ''ALO''diyerek açıyor ve herkes ''ALO'' diyordu.O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bel'in anısına saygı olarak''ALO'' demeye başladı.O günlerden beri hepimizin kıulladığı alo sözünün doğuşu bu olaydır.

araştırma(bendenize aittir):NAZLI YAVUZ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Bulutsuzluk Özlemi - Yol</title>
			<link>http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3111</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 16:02:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kekilli.biz/forum/showthread.php?tid=3111</guid>
			<description><![CDATA[Yine düştük yollara

Yine düştük yollara, yollara, yollara,
Yine aştık dağları, dağları, dağları.

Ayağım gaz pedalında,
Ardımda fırtına.
Bilinmez ufuklarda,
Yollardayım.
Bu bir belirsiz gidiş,
Hem çıkış var hem iniş,
İşte şimdi burdayım,
Yanındayım.

Sen varsın ya,
Herşey senden önce
Ve senden sonra.

Yine düştük yollara, yollara, yollara,
Yine aştık dağları, dağları, dağları.

Bu gönül güzel sevdi,
Eridim sevdalarda,
Korkular vız geldi,
Tırıs gitti
Orada bir yer var ki
O yer bizim yerimizdir,
İz bıraksak geçerken,
Bize yeter.

Sen varsın ya,
Herşey senden önce
Ve senden sonra.


Harran Ovası

Pamuk tarlasında
Güneşin altında
Kadın erkek yanyana
Yapardılar çapa.

Onbeş çocuk vardı,
İki de kaynana,
Çocuklar çıplak
Oldular sıtma.

Başlık parası artmıs
Enflasyon oranında
Ateş de bacayı sarmış
Yoktu başka çare.

Yoktu kızların adı
Erkekler anlaştı
Naylon çadır altında
Değişip tokuştular kızları (namussuzlar).

Bir çıkar yol yok mu?
Bir çıkar yol yok mu?
Tarikatten şeriatten
Şeyhten şıhtan aşiretten,?

Yok mu,
Yok mu,
Aklın yolu
Yok mu?

Pamuk tarlasında
Güneşin altında
Kadın erkek yanyana
Yapardılar çapa.

Günler gelip geçmez,
Ömür böyle bitmez.
Birey olmak hala zor
Harran ovasında.




Özgürlük Emek İster

Hayata başlarken
Şartları sen koymadın ki.
Sana sanal bir dünya
Sundular.

Gözlerini bağladılar,
Seni hep korkuttular,
İnanmanı sağladılar.

Simdi bir kıyıda durmus
Uzaklara bakmaktasın.
Heyecanlısın.

Okyanuslar bilinmez,
Ürkütebilir seni.
Uzat elini...
Hayat hergün yeniden baslar

Aç güzelim saçını,
Savursun rüzgar,
Aç güzelim saçını,
Güneş parıldatsın.
Aç güzelim saçını,
Yağmur ıslatsın.
Dökülsün damlalar
Tellerinden.

Biliyorum seni saran o çemberi,
Biliyorum özgürlük emek ister...


Hayatın gidişatı

Hayatın gidişatı
Hem acıklı hem komik
Hayatın gidişatı
Senin dışında oluşursa
Ve sen bunu hiç bilmiyor
Gibi değilsen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata

Hayatın gidişatı
Tek başına olabilmeyi bilebilmekse
Hayatın gidişatı
İnsan ormanında yalnızlıksa
Ve sen bunlara karşın
Üretebilirsen
Ürettiğin ürünlerle
Varolabilirsen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata

Hayatın gidişatı
Bozkırın ortasında bir yerde
Hayatın gidişatı
Mum ışığında bir beyaz sayfa
Biraz şarap ve serap
Ve sen bunları ışığa dönüştürebilen
O uzak köyde bir öğretmensen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata


Yollarda
Yolllarda
Giderek çoğalan
Adım sesleri
Duyuyorum.
Zulme aldırmadan
Bekliyordu zaman.
Karanlıkta bir ışık
Görüyoruz.
Göreve gidiyoruz.
Adımlarımızı
Duyup da coşmamak
Elimizde değil..

Gördüğümüz ışık
Giderek büyüyor.
Ellerimiz yüklü
Bilinç götürüyoruz
Hepimize,
Hepimize.

Ellerimiz yüklü
Bilinç götürüyoruz
Hepimize,
Hepimize.


Hemen Olsun

Yetmiyordu düşleri,
Yetmiyordu sıcağı
Kaldırımların.
Beyaz yatak...
Soğuk çarşaf...
Saç kokusu
Fısıltı...
Dokunuş...
Ter tükürük
Yalınayak falan...
Yürüyerek falan...
Mırnav kedi...
Anahtar kilit...
Ah bi yer olsa...
Issız ada...
Palmiye, kumsal...
Yiyecek, içecek...
Ah
Of

Yetmiyordu düşleri,
Yetmiyordu sıcağı
Kaldırımların.
Ah
Of

Hemen olsun!
Hemen olsun!
Hemen olsun!
Hemen olsun!



Aşk Zamanı

Aşk
Aşk olmadan...
Aşk
Aşk olmadan...
Yaşanmazdı
Aşk olmadan.

Simdi artık aşk
Zamanımızdır.
Öyle uzağımda durma,
Gel gel gel.

Tene nenni
Tene nenni
Tentene nenni

Govinda jaya
Govinda jaya
Goppala jaya
Govinda jaya




Dede, Baba, Oğul

Sobanın başında, dedem anlatırdı,
Yedi denize yedi baş vurup,
Birinci Harb-i Umumide.
Takalarda silahlarla
Kuvayı Milliye saflarında
Ama hiç unutmamıştı,
Büyükada'lı Katerinayı

Çift kapılı bir handa
Gidiyordu menzile doğru.

Sobanın başında, babam anlatırdı,
Yedi denize yedi baş vurup,
İkinci Harb-i Umumide.
O sene torik boldu,
Alamanlar istiyordu
Karneyleydi ekmek, seker
Türk parası çok kıymetli

Çift kapılı bir handa
Gidiyordu menzile doğru.

Kafamda iki tüy vardı,
Kızıltüy diye çağırırlardı.
Karaayaklardan mıydım,
Yoksa Apaçili savaşçı mı?
O sene çok kar yağdı,
Okullar tatil oldu.
Sonra o kız beni terketti
Gitar buldum kendime.

Çift kapılı bir handa
Gidiyordum menzile dogru



Seni Görmem Lazım

Soba dumanı kokan mahallelerde,
Kaybolduğumun sehri.
Ciğerler iflas etti.
Atıfet isyan etti.

Ormanlar isgal oldu.
Dereler denizler bok doldu.

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Balık kokan loş sokaklarında
Yürümeyi sevdiğimin şehri.
Faili meçhul cinayetler
Sanki pusuda seni bekler.

Tıka basa minibüse binemedim.
Gideceğim yerlere gidemedim.

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.

Cumartesi analarıyla
Cop yediğiminin şehri.
Manisa'lı gençlere zulmettiler.
Gazeteci Metin'i katlettiler.

Tarikat-ticaret-siyaset...
Devlet-mafya-aşiret

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.



Kuzuların Sessizliği

Küçüktüm ufacıktım,
Top oynar acıkırdım.

Bir gün bir kuzum oldu,
Kınalı bir kuzuydu o.

Aradan geçen zaman
Onu kınalı bir koç yaptı.

Yaz tatili bitmiş,
Okul vakti gelmişti.

Birgün bayram dediler,
Dualar ettiler,
Kan aktı,
Cinayeti gördüm.

Düzen çalışır,
Tıkır tıkır,
Beyinler üşenir,
Sessizlik sürer gider

Kuzuların sessizliği



YÖK'ün Yıl Dönümü

Uzun, yorucu,
Felaket, parasız
Bitmez tükenmez,
Günler geceler

Binlerce test çözüp,
Sınavlardan geçtin,
Ö.S.S. ve Ö.Y.S.
Bir sürü bilmece

Belki en yakın
Arakdaşınla
Yarıştırıldın
Ve sen kazandın.

Önünde hep söylenen
Sonsuz ufuklar
Geçmişte kalmıştı.
Bütün zorluklar.

Oysa senden beklenmezdi.
Senden istenmezdi.
Tuhaf şeyler düşünmek,
Tuhaf şeylere takmak.
Yeni bir dönemdeydin sen,
Üniversitedeydin.

İndi kalktı coplar,
Kollar yoruldu,
Kızlar tekmelendi,
Yerlerde süründü

YÖKün yıldönümüydü.

Yerlere uzattılar,
Yaka paça tuttular
Otobüse doldurup
Merkeze kapattılar

YÖKün yıldönümüydü

Altı Kasım Doksanaltı
Bu hep aklımda kaldı,
Ye nokta Ö nokta Ke
Yani YÖK

YÖKün yıldönümüydü.


Haydi

Biraz ısık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık

Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana
Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana.
Haydi.

Işığınla kov,
Işığınla kov,
Işığınla kov,
Karanlığı.

Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl

Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana
Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana.
Haydi.
Haydi.

Aklınla kov,
Aklınla kov,
Aklınla kov,
Karanlığı.
Sürsün güçlensin
Devrim.

Dursun savaş
Dursun savaş
Savaş dursun 
Dursun savaş

Aklınla kov,
Aklınla kov,
Aklınla kov,
Şovenizmi
Dursun savaş.
Sürsün barış.


Mekanik Fanatik

Herşeyi
Başucu kitabına borçlu
Kuyunun dibinden bakar.
Gökyüzü
Kuyunun çapı kadar.
Hayatı böylece algılar.

Düşünmekten korkar çok.
Soru sormanın cezası çok
Tabular beynini sınırlar

Telsizi vardır,
Radyosu yok.
Dolduruşa gelir
Yorumu yok
Şarkı bilmez
Türkü söylemez.
Çatık kaşlı
Ve hiç gülmez.

Onun için aşk önemsiz,
Okşar demir boruyu.
Ölmeyi ya da öldürmeyi
Göze alması çok kolay

Siz
Kimden bahsettiğimi anladınız.

O bir mekanik fanatik.
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik

Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik




Bedel

Sıradan gibi durduk,
İnandılar.
Neler olabilirdi
Anlamadılar.
Beyinlerini hücresinde
Hapis tuttular.

Yola koyulmayı
Kolay mı sandılar?
Yürümeyi bilmeden
Koşulur sandılar.
Eğlendiler, hep baktılar,
Göremediler.

Hiç olunur mu,
Adam olunur mu,
Hakeder mi insan
Bedel ödemeden?



BurasıNe kadar güzel

Burası
Ne kadar güzel
Burası

Yeryüzünde
Her yer güzeldir
Her şey güzeldir.
Seninle olunca
Seninle olunca.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yine düştük yollara

Yine düştük yollara, yollara, yollara,
Yine aştık dağları, dağları, dağları.

Ayağım gaz pedalında,
Ardımda fırtına.
Bilinmez ufuklarda,
Yollardayım.
Bu bir belirsiz gidiş,
Hem çıkış var hem iniş,
İşte şimdi burdayım,
Yanındayım.

Sen varsın ya,
Herşey senden önce
Ve senden sonra.

Yine düştük yollara, yollara, yollara,
Yine aştık dağları, dağları, dağları.

Bu gönül güzel sevdi,
Eridim sevdalarda,
Korkular vız geldi,
Tırıs gitti
Orada bir yer var ki
O yer bizim yerimizdir,
İz bıraksak geçerken,
Bize yeter.

Sen varsın ya,
Herşey senden önce
Ve senden sonra.


Harran Ovası

Pamuk tarlasında
Güneşin altında
Kadın erkek yanyana
Yapardılar çapa.

Onbeş çocuk vardı,
İki de kaynana,
Çocuklar çıplak
Oldular sıtma.

Başlık parası artmıs
Enflasyon oranında
Ateş de bacayı sarmış
Yoktu başka çare.

Yoktu kızların adı
Erkekler anlaştı
Naylon çadır altında
Değişip tokuştular kızları (namussuzlar).

Bir çıkar yol yok mu?
Bir çıkar yol yok mu?
Tarikatten şeriatten
Şeyhten şıhtan aşiretten,?

Yok mu,
Yok mu,
Aklın yolu
Yok mu?

Pamuk tarlasında
Güneşin altında
Kadın erkek yanyana
Yapardılar çapa.

Günler gelip geçmez,
Ömür böyle bitmez.
Birey olmak hala zor
Harran ovasında.




Özgürlük Emek İster

Hayata başlarken
Şartları sen koymadın ki.
Sana sanal bir dünya
Sundular.

Gözlerini bağladılar,
Seni hep korkuttular,
İnanmanı sağladılar.

Simdi bir kıyıda durmus
Uzaklara bakmaktasın.
Heyecanlısın.

Okyanuslar bilinmez,
Ürkütebilir seni.
Uzat elini...
Hayat hergün yeniden baslar

Aç güzelim saçını,
Savursun rüzgar,
Aç güzelim saçını,
Güneş parıldatsın.
Aç güzelim saçını,
Yağmur ıslatsın.
Dökülsün damlalar
Tellerinden.

Biliyorum seni saran o çemberi,
Biliyorum özgürlük emek ister...


Hayatın gidişatı

Hayatın gidişatı
Hem acıklı hem komik
Hayatın gidişatı
Senin dışında oluşursa
Ve sen bunu hiç bilmiyor
Gibi değilsen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata

Hayatın gidişatı
Tek başına olabilmeyi bilebilmekse
Hayatın gidişatı
İnsan ormanında yalnızlıksa
Ve sen bunlara karşın
Üretebilirsen
Ürettiğin ürünlerle
Varolabilirsen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata

Hayatın gidişatı
Bozkırın ortasında bir yerde
Hayatın gidişatı
Mum ışığında bir beyaz sayfa
Biraz şarap ve serap
Ve sen bunları ışığa dönüştürebilen
O uzak köyde bir öğretmensen
Hala devam
Devam hala
Hala devam
Gidişata


Yollarda
Yolllarda
Giderek çoğalan
Adım sesleri
Duyuyorum.
Zulme aldırmadan
Bekliyordu zaman.
Karanlıkta bir ışık
Görüyoruz.
Göreve gidiyoruz.
Adımlarımızı
Duyup da coşmamak
Elimizde değil..

Gördüğümüz ışık
Giderek büyüyor.
Ellerimiz yüklü
Bilinç götürüyoruz
Hepimize,
Hepimize.

Ellerimiz yüklü
Bilinç götürüyoruz
Hepimize,
Hepimize.


Hemen Olsun

Yetmiyordu düşleri,
Yetmiyordu sıcağı
Kaldırımların.
Beyaz yatak...
Soğuk çarşaf...
Saç kokusu
Fısıltı...
Dokunuş...
Ter tükürük
Yalınayak falan...
Yürüyerek falan...
Mırnav kedi...
Anahtar kilit...
Ah bi yer olsa...
Issız ada...
Palmiye, kumsal...
Yiyecek, içecek...
Ah
Of

Yetmiyordu düşleri,
Yetmiyordu sıcağı
Kaldırımların.
Ah
Of

Hemen olsun!
Hemen olsun!
Hemen olsun!
Hemen olsun!



Aşk Zamanı

Aşk
Aşk olmadan...
Aşk
Aşk olmadan...
Yaşanmazdı
Aşk olmadan.

Simdi artık aşk
Zamanımızdır.
Öyle uzağımda durma,
Gel gel gel.

Tene nenni
Tene nenni
Tentene nenni

Govinda jaya
Govinda jaya
Goppala jaya
Govinda jaya




Dede, Baba, Oğul

Sobanın başında, dedem anlatırdı,
Yedi denize yedi baş vurup,
Birinci Harb-i Umumide.
Takalarda silahlarla
Kuvayı Milliye saflarında
Ama hiç unutmamıştı,
Büyükada'lı Katerinayı

Çift kapılı bir handa
Gidiyordu menzile doğru.

Sobanın başında, babam anlatırdı,
Yedi denize yedi baş vurup,
İkinci Harb-i Umumide.
O sene torik boldu,
Alamanlar istiyordu
Karneyleydi ekmek, seker
Türk parası çok kıymetli

Çift kapılı bir handa
Gidiyordu menzile doğru.

Kafamda iki tüy vardı,
Kızıltüy diye çağırırlardı.
Karaayaklardan mıydım,
Yoksa Apaçili savaşçı mı?
O sene çok kar yağdı,
Okullar tatil oldu.
Sonra o kız beni terketti
Gitar buldum kendime.

Çift kapılı bir handa
Gidiyordum menzile dogru



Seni Görmem Lazım

Soba dumanı kokan mahallelerde,
Kaybolduğumun sehri.
Ciğerler iflas etti.
Atıfet isyan etti.

Ormanlar isgal oldu.
Dereler denizler bok doldu.

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Balık kokan loş sokaklarında
Yürümeyi sevdiğimin şehri.
Faili meçhul cinayetler
Sanki pusuda seni bekler.

Tıka basa minibüse binemedim.
Gideceğim yerlere gidemedim.

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.

Cumartesi analarıyla
Cop yediğiminin şehri.
Manisa'lı gençlere zulmettiler.
Gazeteci Metin'i katlettiler.

Tarikat-ticaret-siyaset...
Devlet-mafya-aşiret

Yürümek zor
Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.
Seni görmem lazım.



Kuzuların Sessizliği

Küçüktüm ufacıktım,
Top oynar acıkırdım.

Bir gün bir kuzum oldu,
Kınalı bir kuzuydu o.

Aradan geçen zaman
Onu kınalı bir koç yaptı.

Yaz tatili bitmiş,
Okul vakti gelmişti.

Birgün bayram dediler,
Dualar ettiler,
Kan aktı,
Cinayeti gördüm.

Düzen çalışır,
Tıkır tıkır,
Beyinler üşenir,
Sessizlik sürer gider

Kuzuların sessizliği



YÖK'ün Yıl Dönümü

Uzun, yorucu,
Felaket, parasız
Bitmez tükenmez,
Günler geceler

Binlerce test çözüp,
Sınavlardan geçtin,
Ö.S.S. ve Ö.Y.S.
Bir sürü bilmece

Belki en yakın
Arakdaşınla
Yarıştırıldın
Ve sen kazandın.

Önünde hep söylenen
Sonsuz ufuklar
Geçmişte kalmıştı.
Bütün zorluklar.

Oysa senden beklenmezdi.
Senden istenmezdi.
Tuhaf şeyler düşünmek,
Tuhaf şeylere takmak.
Yeni bir dönemdeydin sen,
Üniversitedeydin.

İndi kalktı coplar,
Kollar yoruldu,
Kızlar tekmelendi,
Yerlerde süründü

YÖKün yıldönümüydü.

Yerlere uzattılar,
Yaka paça tuttular
Otobüse doldurup
Merkeze kapattılar

YÖKün yıldönümüydü

Altı Kasım Doksanaltı
Bu hep aklımda kaldı,
Ye nokta Ö nokta Ke
Yani YÖK

YÖKün yıldönümüydü.


Haydi

Biraz ısık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık
Biraz ışık

Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana
Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana.
Haydi.

Işığınla kov,
Işığınla kov,
Işığınla kov,
Karanlığı.

Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl
Biraz akıl

Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana
Haydi yan yana
Yana yana yanaşsana.
Haydi.
Haydi.

Aklınla kov,
Aklınla kov,
Aklınla kov,
Karanlığı.
Sürsün güçlensin
Devrim.

Dursun savaş
Dursun savaş
Savaş dursun 
Dursun savaş

Aklınla kov,
Aklınla kov,
Aklınla kov,
Şovenizmi
Dursun savaş.
Sürsün barış.


Mekanik Fanatik

Herşeyi
Başucu kitabına borçlu
Kuyunun dibinden bakar.
Gökyüzü
Kuyunun çapı kadar.
Hayatı böylece algılar.

Düşünmekten korkar çok.
Soru sormanın cezası çok
Tabular beynini sınırlar

Telsizi vardır,
Radyosu yok.
Dolduruşa gelir
Yorumu yok
Şarkı bilmez
Türkü söylemez.
Çatık kaşlı
Ve hiç gülmez.

Onun için aşk önemsiz,
Okşar demir boruyu.
Ölmeyi ya da öldürmeyi
Göze alması çok kolay

Siz
Kimden bahsettiğimi anladınız.

O bir mekanik fanatik.
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik

Mekanik fanatik
Mekanik fanatik
Mekanik fanatik




Bedel

Sıradan gibi durduk,
İnandılar.
Neler olabilirdi
Anlamadılar.
Beyinlerini hücresinde
Hapis tuttular.

Yola koyulmayı
Kolay mı sandılar?
Yürümeyi bilmeden
Koşulur sandılar.
Eğlendiler, hep baktılar,
Göremediler.

Hiç olunur mu,
Adam olunur mu,
Hakeder mi insan
Bedel ödemeden?



BurasıNe kadar güzel

Burası
Ne kadar güzel
Burası

Yeryüzünde
Her yer güzeldir
Her şey güzeldir.
Seninle olunca
Seninle olunca.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>